Bilgisayar Destekli Vpretim
Eylül 19, 2021, 11:25:39 ÖS *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İngilizce öğrenmede kullanılabilecek yöntemler nelerdir?  (Okunma Sayısı 13493 defa)
admin
Turgut Kuzan
Administrator
Genç üye
*****
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 93


Yaratanı zikreden her varlığı seviyorum.

t_kuzan@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« : Haziran 25, 2008, 10:12:17 ÖÖ »

MELİH ARAT  [email protected]   07 Nisan 2007, Cumartesi

İngilizce öğrenmek
 
Atilla, İngilizce öğrenmek istiyordu. Okul yılları geride kalmıştı ve okuldaki İngilizce dersleri bir işe yaramamıştı. O da bir kursa gitti. Ne var ki, kursta ikinci kura geçmesine rağmen kur açılmadı.

Aradan birkaç ay geçtikten sonra kur açıldı; fakat bu sefer de iş yüzünden o devam edemedi. 'Her gün bir kelime öğrensem üç yılda bin kelime öğrenirim' dedi. Her gün sözlükten bir kelime çalışıyordu. Ama onda da süreklilik sağlayamadı. On-on beş gün çalıştıysa da sonra bıraktı. Alt yazılı filmler izledi. Epeyce bir film kültürü olmuştu; ama bu pratiğin İngilizce bilgisine neredeyse hiç katkısı olmadı. İngilizce öğrenmekten umudunu kesecekti neredeyse. Bir taraftan da İngilizce öğrenemeyeceğini düşünmeye başlamıştı. Belki dil öğrenmek, keman çalmak gibi bir yetenekti ve Atilla'da da bu yetenek yoktu. Çalıştığı şirkete yeni biri başladı. Bir gün onu İngilizce bir yönetim kitabı okurken gördü. Şaşırdı ve imrendi. Bir gün yeni çalışma arkadaşına 'merhaba, hayırlı olsun' dedikten sonra nasıl İngilizce öğrendiğini sordu. Herhalde İngilizce eğitim yapan bir üniversiteden mezun olmuştu. Cevap şaşırtıcıydı. "Kendi kendime öğrendim." Atilla, "Herhalde yurtdışında filan kaldın" dediyse de bu tahmin de doğru çıkmamıştı. Yeni iş arkadaşı Dursun şöyle cevap verdi: "Biraz oyunlarla, biraz yarışmalarla biraz da kişisel ödüllerle, merdiven çıkar gibi. Merdivenler basamak basamak çıkılır ve merdivenleri çıkmayı bırakan evine ulaşamaz." Yani sürekli bir çaba göstermek gerekiyordu.

Atilla, Dursun'un söylediklerini düşündü. Merdiven örneğini de... Merdiven temelden başlar. Kendi İngilizce bilgisini düşündü. Bir kere temeli sağlam değildi. Dilbilgisi kurallarını, temel kelimeleri ve fiileri bile çok iyi bilmiyordu. Öncelikle apartmanın zemininden başlamaya karar verdi. Sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi. Bir de merdiven örneğini kullanmakta kararlıydı. Merdivenin basamakları eşit yükseklikteydi. İnsan da merdiveni çıkarken çoğu zaman her basamağı çıkmak için eşit zaman ayırırdı. Çok katlı bir binanın merdivenlerini çıkarken insan bazen yorulur yavaşlar; ama durmazdı. Üstelik bu iş ancak beşinci kattan sonra başlardı.

O da her hafta İngilizce çalışmaya, iki defa ikişer saat ayırmaya karar verdi. Dairesine ve işyerindeki odasına hep merdivenle çıkıyor, merdiven örneğini aklında canlı tutuyordu. Gerçekten temel düzeydeki birkaç kitabı bu yöntemle bitirdi. Ondan sonra yeni çalışma arkadaşının 'oyun ve eğlence' ile öğrenme yöntemine geçti. Orta düzeyde bir İngilizceye ulaşınca İngilizce bir fıkra kitabını alıp Türkçeye çevirmeye başladı. Bir de eski kitapçılardan eski İngilizce dergiler aldı. Her hafta bunların belirli bir kısmını okumaya çalışıyordu. Eğer o hafta için öğrenmeye karar verdiği bölümü bitirebilirse, yarışı kazanmış oluyordu ve kendisine bir sinema ısmarlıyordu. Bu arada eski film izleme tekniğini de yeniden devreye aldı. Evde bir müzik setine bağlı bir DVD player vardı. Önce filmi izliyor; sonra televizyonu kapatıyor ve sadece müzik setinden İngilizce konuşmaları dinliyordu.

Bu arada yaşadığı şehrin turistik yerlerine ilişkin bilgileri de İngilizce olarak çalıştı. Kendisine 'gönüllü ve ücretsiz rehber' diye bir yaka kartı hazırladı ve turistlerin bol olduğu yerlere gitmeye başladı pazar günleri. Turistlere İngilizcesini geliştirmeye çalıştığını söylüyor ve isteyenlere bildiği kadarıyla tarihi cami ve yapıları gezdirebileceğini belirtiyordu. Her pazar en az birkaç turisti bu şekilde gezdirerek İngilizce konuşma pratiği yapma şansı da bulmuştu. Pazar günlerini iple çekiyordu. Çünkü yeni insanlarla tanışmak, onlarla konuşmak çok eğlenceliydi. Bir taraftan cumartesi günleri de çalışmalarına devam ediyordu. Bir pazar günü yeni tanıştığı bir turisti gezdirdikten sonra ona bir İngilizce bir yönetim kitabı hediye etti. Atilla, heyecanla kitabı işe götürdü ve fırsat buldukça okumaya başladı. İşte arkadaşlarından biri onun elinde kitabı görünce 'Nasıl İngilizce öğrendiniz?' diye sordu. Atilla da cevap verdi: "Biraz oyunlarla, biraz yarışmalarla biraz da kişisel ödüllerle, merdiven çıkar gibi."

07 Nisan 2007, Cumartesi tarihinde Zaman Gaztesinde yayınlanmıştır.
Logged

Yaratanı zikreden her varlığı seviyorum.
admin
Turgut Kuzan
Administrator
Genç üye
*****
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 93


Yaratanı zikreden her varlığı seviyorum.

t_kuzan@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #1 : Haziran 25, 2008, 10:29:33 ÖÖ »

SAMİ USLU
 29.03.2006  ÇARŞAMBA Tarihli Zaman Gazetesinden Alınmıştır. http://www.zaman.com.tr

İngilizceyi öğrenmek için pratik yapmak önemli

Gündemin feci şekilde saptırıldığı ülkemizde, yaşamsal önemine rağmen konuşulmayan, tartışılmayan konulardan birisi de İngilizce.

Yirminci yüzyılın sonunda en çok konuşulan lisan unvanını kazanmış bulunan İngilizce, AB'nin resmi dili olunca küresel plandaki hakimiyetini iyice pekiştirdi. Fransızlar lisan konusunda dünyanın en şoven ulusu olarak tanınır. Buna rağmen, Fransa Cumhurbaşkanı'nın protestosuna aldırmaksızın Fransız bakanın bir AB toplantısında İngilizce konuşması ve gerekçe olarak da “dünya bu dili konuşuyor” demesi gösteriyor ki; insanlığın ezelden beri süren ortak lisan hülyası İngilizce sayesinde gerçeğe dönüşme aşamasına gelmiş. Beğenseniz de beğenmeseniz de; ekonomide, sosyal alanda, eğitim-öğretimde, bilim ve teknolojide global dil İngilizcedir.

Dünyayı gittikçe küçülten küreselleşme İngilizceyi hem ekonomik hem sosyal bakımdan bir gereklilik haline getirdi. Küçüklü, büyüklü her türlü şirketin varlığını sürdürebilmesi için dış ticaret yapması şart. Uluslararası ticaret de, daha ilk adımında artık müşterek dünya dili haline gelmiş olan İngilizceyi gerektiriyor. Globalizmin başka bir ürünü de kültürel yakınlaşma. Bugünün dünyasında insanlar başka ülkeleri merak ediyor, başka ülkelerin vatandaşlarını tanımayı ve onlarla yakınlaşmayı arzuluyor. İngilizce müşterek anlaşma lisanı olarak kültürel yakınlaşmaya hizmet ediyor.

Ne yazık ki, Türkiye İngilizce eğitiminde çok geri kalmış durumda. Latin alfabesi kullanıyor olmamıza ve dilimizin İngilizceye yatkınlığına rağmen, bu dili iyi bilenlerimizin oranı yüksek tahsilliler arasında bile çok düşük. Yazımızın amacı, İngilizce eğitimiyle ilgili makro analiz yapmak değil. Bunun yerine, İngilizce öğrenmek ve öğretmek isteyenlere pratik yarar sağlayabilecek bazı önerilerimiz var. Şöyle ki: İngilizceyi gerçekten öğrenmek isteyen birinin evvela, bazı temel gerçekleri zihnine yerleştirmesi gerekir. Hatta diyebilirim ki, İngilizce öğrenebilmek için, bir zihniyet devrimi şarttır. ‘ ama ne yapmalıyım?' diyorsanız şunları dikkatle okuyun:

1- İngilizce Türkçeden tamamen farklı bir dildir. İngilizce, Cermen dil ailesine aittir. Cermen dilleri, Indo-Avrupa dil ailesinin bir koludur. Türkçe, Altay dil ailesine ait bir dildir. Türkçede gramer kuralları mutlaktır, istisnalar yoktur. İngilizcede ise her kuralın istisnası vardır. Türkçede genel cümle kalıbı = Özne-Nesne-Fiil (Subject-Object-Verb) sırasını izler. İngilizcede cümle = Özne-Fiil-Nesne (Subject-Verb-Object) biçimindedir. İngilizce telaffuzda vurgu ilk hece veya hecelerdedir. Türkçede ise, vurgu son hecelerdedir.

2- Lisanda mantık olmaz. Zira, dil doğal bir oluşumdur. Bu nedenle dilde mantık aramak beyhudedir. Daha da kötüsü böyle bir arayış öğrenmeyi geciktirir. İngilizcenin mantıksızlığından yakınanlara, Türkçemizin daha az mantık içerdiğini söylemeliyim. Nedeni, dilimizin İngilizceye göre daha doğal bir dil olmasıdır.

3- İngilizceye egemen olmak için Anglo-Sakson kültürünü tanımamız gerekir. Bunu tersinden okursak: Lisanlarını öğrenirken, mecburen bu ulusların kültürünü de öğreniriz; kültürün en önemli unsuru ise lisandır. Örneğin, İngilizceyi anadili olarak konuşan milletlerde, “teşekkür” ve “lütfen” sözcükleri çok sık kullanılır. O kadar ki, bu kelimeler ağızlardan refleks olarak çıkar.

4- İngilizceyi öğrenmenin ve özellikle öğrendikten sonra muhafaza etmenin yolu, İngilizceyi sevmek ve onu hayatın bir parçası haline getirmektir. Bu bağlamda: BBC ve CNN gibi kanalları düzenli şekilde izlemek, hafta sonları orijinal film seyretmek, vesaire mutlaka yararlıdır.

5- Lisan bir bütündür ve bütünlüğü içinde bir dilde; okumak, yazmak, anlamak ve konuşmak gerekir. Bunların hepsi önemlidir. Biri olmadan, diğeri olmaz. Ancak, konuşmanın özel bir ehemmiyeti vardır. Nitekim, ‘dil, konuşmak için öğrenilir' söylemi oldukça yaygındır.

29.03.2006

e-posta adresi:[email protected]
Logged

Yaratanı zikreden her varlığı seviyorum.
admin
Turgut Kuzan
Administrator
Genç üye
*****
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 93


Yaratanı zikreden her varlığı seviyorum.

t_kuzan@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW E-Posta
« Yanıtla #2 : Haziran 25, 2008, 10:34:00 ÖÖ »

İngilizce öğrenmek için çalışanlara tavsiyelerim

Yayınladığım İngilizce çalışmaları vesilesi ile İngilizceyi kısa sürede öğrenmek için tavsiye isteyen mesajlar almaktayım.

Web sitemin –Duyurularım- bölümünde yaptığım açıklamada belirttiğim gibi İngilizce bilgim orta seviyededir. Bu nedenle böyle bir konuda tavsiyede bulunabilecek konumda değilim.  Bilgisayar öğretmenliği yaptığım dönemlerdeki tecrübelerime dayanarak bu konuda sadece şu tavsiyeyi yapabiliyorum:

Her gün 10–15 dakika İngilizce çalışın. Her gün 24 saat İngilizceyi kullanın.

İngilizce öğrenmeye çalışanların en büyük hatası İngilizceyi günlük hayatta kullanmamaktır.

İngilizce günlük hayatta nasıl kullanılır?

Günlük hayatta insanlardan bir şey isteyeceğiniz zaman (örnek: gazete, su, ekmek…) bunları İngilizce olarak söyleyin. Muhatabınızın söylediğinizi anlamaması önemli değildir. İngilizcesini söyledikten sonra Türkçe olarak söyleyebilirsiniz. Cümleyi doğru kullandığınızı muhatabınız kontrol etmeyecek. Siz daha önce bu cümlenin doğru olduğunu İngilizce çalışmalarınızda tespit edeceksiniz.

Söylediğiniz cümlenin doğru olduğunu kontrol etmek için web sitemde yayınladığım çalışmalardan, www.proceviri.com ve www.ingtur.net sitesinde yayınlanan programlardan yararlanabilirsiniz.

Günlük İngilizce çalışmalarınızda gazete manşetlerini veya kısa bir haberin tercüme etme çalışması yapın. Veya İngilizce hikâye kitaplarından kısa bir bölümünü tercüme etmeye çalışın. O gün kullanacağınız İngilizce cümleleri hazırlayın. Günlük hayatta sık sık bu cümleleri tekrarlayarak ezberlemeye çalışın.

Günlük uzun süreli çalışmalarla İngilizce konusunda ilerleme kaydetseniz bile İngilizceyi kullanmadığınız sürece unutacaksınız. Bunu dikkate alarak İngilizceyi kullanma çalışmalarına önem verin.
Logged

Yaratanı zikreden her varlığı seviyorum.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!

Sınava Hazırlık


Sitemiz hakkında bilgi almak için buraya bakabilirsiniz.


MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.00516 saniyede 12 sorguyla oluşturuldu