Bilgisayar Destekli Vpretim
Şubat 26, 2021, 05:03:37 ÖÖ *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
 21 
 : Mayıs 08, 2010, 11:16:47 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: guzelokulum
MERHABALAR HOCAM...
ÖNCELİKLE SİZİNLE TANIŞTIĞIMA ÇOK SEVİNDİĞİMİ BELİRTMEK İSTİYORUM.HOCAM GÖRÜŞLERİNİZE AYNEN KATILIYORUM.FAKAT ETRAFTA O OLUMSUZ HABERLERİ POMPALAMAYA ÇALIŞAN ÇOK SAYIDA KİŞİ GÖRÜNCE ACABA DİYOR İNSAN.ANLAMAKTA ÇOK ZORLANIYORUM.10 YIL ÖNCE NEYDİ? ŞİMDİ NE OLDU? İNSAN GÖZ GÖRE GÖRE NASIL İNKAR EDER İNANIN ANLAMIYORUM...SIKINTILAR ELBETTE VAR FAKAT O KADARDA BALIK HAFIZALI OLMAYA GEREK YOK DÜŞÜNCESİNDEYİM.

 22 
 : Mayıs 05, 2010, 09:36:27 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Ülkemizde Cep Telefonu

İrlanda merkezli Research and Markets adlı piyasa araştırma şirketinin 2008-2010 Türkiye Mobil Telefon Pazarı Tahminleri’ raporuna göre,
Türkiye’de 2008 yılı sonuna kadar 71 milyona ulaşması beklenen mobil telefon kullanıcı sayısı 2-3 yıl içinde nüfusumuzu da geçecek.
2010’da bu sayı 82 milyona ulaşacak.

RESEARCH and Markets raporu,
Türkiye’nin en büyük mobil telefon şirketi olan ve halen yüzde 57 civarında pazar payı bulunan Turkcell’in 2010 yılında pazar payının yüzde 51.7’ye gerilemesinin beklendiğine işaret edildi.
Vodafone’un pazar payının mevcut yüzde 25’ten yüzde 28.4’e çıkacağı tahmin edilen raporda,
Avea’nın da pazar payını yüzde 18’den yüzde 19.9’a çıkacağının tahmin edildiği kaydedildi.
Bu yıl yüzde 38’lik bir faiz, amortisman, vergi öncesi kár (FAVÖK) marjı bekleyen Turkcell’in 2010’da yüzde 42.2’lik bir marja sahip olacağını açıklayan rapor,
Turkcell’in abone başına aylık ortalama gelirinin de bu yıl ilk çeyrekteki 13.2 dolardan 15.73 dolara çıkmasının beklendiğini ve bu rakamın 3 operatörün
en yüksek rakamı olacağını bildirdi.


SADECE abone sayısında değil, cep telefonu sayısında da Türkiye hatırı sayılır bir büyüklüğe sahip.
Türkiye cep telefonu satışlarında dünyanın en hareketli pazarları arasında yer alıyor.
Telekomunikasyon Kurumu verilerine göre Türkiye’de sisteme kayıtlı cep telefonu sayısı 90 milyon adedi aştı.
2007 yılında Türkiye’de satılan cep telefonu sayısı 12 milyon adet olarak gerçekleşti.
Şu anda Türkiye’de her ay neredeyse bir milyondan fazla cep telefonu satışı yapılıyor.

Kaynak:www.rotahaber.com

Detay bilgi için : http://www.tumgazeteler.com/?a=2878671 linki ziyaret edilebilir.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=79698&KTG_KOD=397
linkinde yer alan 02.10.2007 tarihli bilgilere göre;

Cep telefonu kullanım oranı yüzde 69. Bu rakam ile dünya liginde 10’uncu sıradayız.

http://www.bilisimhaber.com/haberler/turkiye-deki-cep-telefonu-sayisi-113-milyona-ulasti.html linkinde yer alan 11 Mart 2009 tarihli habere göre ise;
Türkiye’de bulunan toplam 113 milyon cep telefonunun 104 milyonu IMEI numarası kayıtlı bir şekilde kullanılıyor.

 23 
 : Mayıs 05, 2010, 09:29:54 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Ülkemizde
2009 yılında 30 560 kitap yayımlanmıştır.

2009 yılında yayımlanan materyallerin sayısı 2008 yılına göre % 3,3 azalmıştır.
2009 yılında yayıncılar tarafından 30 560 kitap,
435 elektronik kitap (DVD, VCD, CD),
146 elektronik kitap (web tabanlı),
25 sesli kitap,
50 kitap kaseti,
35 harita ve 35 diğer materyaller olmak üzere toplam 31 286 materyal için ISBN (Uluslararası standart kitap numarası) alınmıştır.

Ülkemizde en fazla Sosyal Bilimler konulu kitaplar yayınlanmaktadır.

2009 yılında yayımlanan materyallerin % 87,9’u özel sektör,
% 7,7’si kamu ve eğitim kurumları,
% 4,2’si sivil toplum kuruluşları tarafından yayımlanmıştır.

2009 yılında yayınların % 39,4’ü sosyal bilimler konusu üzerine yayımlanmıştır.

2009 yılında sosyal bilimler konusu üzerine yayımlanan materyaller 2008 yılına göre % 2,9 azalırken;
edebiyat ve retorik konusu üzerine yayımlananlar ise; % 7 artmıştır.
2009 yılında basılan materyallerin % 39,4’ü sosyal bilimler,
% 30,4’ü edebiyat ve retorik,
% 7,5’i coğrafya ve tarih,
% 6,9’u din,
% 5,8’i teknoloji (uygulamalı bilimler) konusu üzerine yayımlanmıştır.
Yayımlanan materyallerin % 93,8’i Türkçe, % 3,3’ü İngilizcedir.

2009 yılında yayımlanan materyallerin basım adedi 130 milyon 152 bin 613 olup, 2008 yılına göre % 0,3 azalmıştır. 

Bu rakamlara www.egitimhane.com sitesi yayınları dahil değildir.

Detay bilgi için : www.tuik.gov.tr linki ziyaret edilebilir.

 24 
 : Mayıs 04, 2010, 04:21:14 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Asgari ücret ve enflasyon rakamları

http://www.hazine.org.tr/ekonomi/enflasyon.php linkinde verilen bilgilere göre
2003 - 2009 yıllarında TOPLAM enflasyon % 70,1'dir.
Diğer bir deyişle 2003'de 100 TL olan bir ürün bugün 170 TL'dir.

http://www.alomaliye.com/yillar_iti_asgari_ucretler.htm linkinde verilen bilgilere göre
2003 yılında 306 TL olan asgari ücret, 2009 yılında 693 TL olmuş.
Diğer bir deyişle 2003 yılında 100 TL alan bir kişi 2009 yılında 226 TL. almaktadır.

Bu durumda asgari ücret alan kişiler 2009 yılında,  2003 yılına göre (226-170=) 56 TL daha fazla kazanmaktadır.

Detay bilgiler için

http://www.alomaliye.com/yillar_iti_asgari_ucretler.htm

http://www.hazine.org.tr/ekonomi/enflasyon.php

linkleri ziyaret edilebilir.

 25 
 : Mayıs 03, 2010, 03:48:38 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Herkese iki anahtar. (biri ev, biri araba anahtarı)

20 Ekim 1991 deki genel seçimlerde Süleyman Demirel'in -500 günde herkese iki anahtar (biri ev, biri araba)- vaadiyle iktidara geldiğini hatırlayan üyelerimiz vardır.
O tarihlerde böyle bir şeyin imkansız olduğunu herkes biliyordu. Umut fakirin ekmeği Hiç değilse vaadin milyonda biri gerçekleşir umuduyla bu hayali vaade oy verilmişti.

Son yıllarda ülkemizdeki konut ve otomobil üretim rakamlarına baktığımızda iki anahtar hayalinin gerçekleşmesinin mümkün olabilecegi görülüyor.

http://www.toki.gov.tr/ozet.asp linkinde yer alan bilgilere göre 2003 - 2010 yılları arasında TOKİ
81 il 800 ilçe, 1.671 şantiyede 423.854 Konut ÜRETMİŞ.
Bu rakam 100 bini aşkın nüfuslu 15 adet şehir anlamına geliyor.
Diğer bir deyişle 7 yılda 1,5 milyonluk yeni bir şehir inşa edilmiş.

Üretilen konutların;
• 185.593'ü dar ve orta gelir grubuna,
• 114.127'si alt gelir ve yoksullara yönelik,
• 48.979'u gecekondu dönüşüm,
• 11.900'ü afet konutları,
• 3.705'i (33 Köyde) tarımköy uygulamaları kapsamında olup,
TOPLAM 364.304'ü SOSYAL KONUT NİTELİĞİNDEDİR.

Aynı dönemde özel sektöründe aynı miktarda konut ürettiğini varsayarsak 3 milyon kişi YENİ EVLERDE oturuyor demektir.
Herkesin bir ev anahtarına sahip olması için kaç konut daha üretilmesi gerekiyor acaba?

http://www.osd.org.tr linkinde yer alan
Otomotiv Sanayi Derneği üyelerinin
2003 yılında ÜRETTİKLERİ araç sayısı 563.450
2008 yılında ÜRETTİKLERİ araç sayısı 1.171.917'dir.
(Yılda 365 İŞ günü çalışıldığı varsayılırsa, GÜNDE 3.211 araç ÜRETİLMEKTEDİR)
 
Bu rakamların içine otomobil, kamyon, kamyonet, otobüs, minübüs, midibüs, traktör dahildir.
Üretilen araçların bir kısmının İHRAÇ EDİLDİĞİNE dikkat edilmelidir.

Aynı linkte yer alan bilgilere göre 2007 yılı verilerine göre Türkiye'de 1000 kişi başına düşen OTOMOBİL sayısı 138'dir.
Diğer bir deyişle günümüzde asgari her 100 kişiden 14 nün OTOMOBİLİ vardır. (Bu rakamlara ticari araçlar dahil değildir.)
(Ülkemizde kişisel kullanım için, minibüs, kamyonet türü ticari araç alımı yaygındır.)
Bir ailenin 4 kişiden oluştuğu varsayılırsa 25 aileden, (yaklaşık) 4'nün otomobili var anlamına gelir.

Ülkemizde toplu taşım araçları ile ulaşımın daha ucuza mal olması, otomobil alımlarına etki etmektedir.

Detay bilgiler için :
http://www.otomobilal.com/Haber/1_manset/750_ocak_2010_turkiye_otomobil_satis_rakamlari
www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/IstatistikDb/turkiyeoto.doc
http://www.osd.org.tr/
http://www.toki.gov.tr

linkleri ziyaret edilebilir.

 26 
 : Nisan 30, 2010, 01:58:06 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Yıllara göre İHRACATIMIZ (Veriler Dolar cinsinden yazılmıştır.)

2002      36.173.144.000
2003      47.870.268.000
2004      64.011.399.000
2005      73.444.821.000
2006      85.761.134.000
2007      105.925.486.000
2008      127.498.828.000
2009      97.074.673.000
2010 (ilk üç ay)   25.686.032.000

En fazla ihracat yaptığımız ülkeler

1.   ALMANYA
2.   FRANSA
3.   İTALYA
4.   İNGİLTERE
5.   IRAK
6.   RUSYA FEDERASYONU
7.   İSPANYA
8.   ABD
9.   MISIR
10.   BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ
11.   ROMANYA
12.   SUUDI ARABISTAN
13.   HOLLANDA
14.   ISRAIL
15.   LİBYA
16.   İRAN
17.   SURİYE
18.   CEZAYİR
19.   BELÇİKA
20.   POLONYA


2008 yılı The World Factbook verilerine göre ülkelerin ihracat sıralamaları

1 Almanya 1,361,000 
2 Çin Halk Cumhuriyeti 1,221,000 
3 Amerika Birleşik Devletleri 1,140,000 
4 Japonya 799,435 
5 Fransa 558,900 
6 İtalya 474,800 
7 Hollanda 465,300 
8 Kanada 440,100 
9 Birleşik Krallık 415,600 
10 Güney Kore 386,600 
— Hong Kong 353,300 
11 Rusya 348,900 
12 Belçika 328,100 
13 Singapur 317,600 
14 Meksika 267,500 
15 İspanya 248,300 
16 Tayvan (Çin Cumhuriyeti) 235,500 
17 Suudi Arabistan 215,000 
18 İsviçre 201,000 
19 İsveç 176,500 
20 Malezya 169,900 
21 Brezilya 160,469 
22 Avusturya 158,300 
23 Birleşik Arap Emirlikleri 152,100 
24 Tayland 143,100 
25 Hindistan 140,800 
26 Avustralya 139,400 
27 Polonya 137,900 
28 Norveç 136,100 
29 Türkiye 130,500
30 İrlanda 124,800 

(Tam listede 196 ülke yer almaktadır. Bizi ilgilendiren Türkiye olduğu için ilk 30 yeterli görülmüştür.)

2014 yılı için 10. sırayı rezerve ediyorum. GAP ve NABUCCO projeleri bittiğinde Türkiye'nin ihracatta sıçrama yapacağını bilmek için müneccim olmaya gerek yok.

Detay bilgi için :
http://www.tim.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=625&Itemid=135
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelere_g%C3%B6re_ihracat_rakamlar%C4%B1_listesi
linkleri ziyaret edilebilir.

 27 
 : Nisan 29, 2010, 02:16:53 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Huyumuz kurusun, eleştirilecek bir konu bulduğumuz zaman mangalda kül bırakmayız, övünülmesi gereken bir konu olduğu zaman dut yemiş bübüle döneriz
Türkiye'ye Neler Oluyor? başlığıyla açılan konuda yer alan haberlerin gerçeği ne kadar yansıttığı şüphelidir.
Bu başlıkta yer alan bilgilerin gerçeği yansıttığı ise  apaçık ortadır.
Bu kadarcık sitemden sonra Türkiye'de neler olduğu konumuza geri dönelim.

2003 yılından beri düzenlenen Uluslararası Türkçe olimpiyatlarının 8.si 26 Mayıs 2010 Çarşamba günü Kızılcahamam Asya Fin Termal Tatil Köyüne giriş ile başlıyor 10 Haziran 2010 Çarşamba günü Veda Töreni ile bitiyor.
1. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 17 ülkeden 62 öğrenci,
2. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 24 ülkeden 120 öğrenci,
3. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 41 ülkeden 250 öğrenci,
4. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 83 ülkeden 350 öğrenci,
5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na 100 ülkeden 500 öğrenci,
6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na 110 ülkeden 550 öğrenci,
7. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na 115 ülkeden 600 öğrenci katılmıştır.
8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'na (inşallah) tüm dünya ülkeleri katılacaktır.

Yeryüzünde bu çapta organizasyon yapabilen başka bir ülke var mı?

Okulların satılması durumunda neler olur? başlığıyla açtığım konuya bir forumdaşım
***
... geleceğin yöneticilerini ve profesyonel kadrolarını içerde ve dışarıda yetiştiren kişi, kurum ve kuruluşlara kamu kaynakları transfer edilirken, devlet okullarına üvey evlat, satılık batık tükan muamelesi yapılmaktadır.
***
ifadesini yazmıştı.
Angola, Azerbeycan, Bosna-Hersek, Gürcistan, Kenya, Kongo, Irak, Hırvatistan, Kazakistan, Kolombiya, Letonya, Yemen, Tayvan vs. ülkelerin gelecekteki yöneticileri, profesyonel kadroları hangi okullarda yetişiyor acaba?
 
Dikkatlerini, Dışişleri bakanımızın, başbakanımızın, cumhurbaşkanımızın Türk cumhuriyetlerine yaptığı ziyaretlere verenler Türk Cumhuriyetleri Birliği kurulacak yorumunu yapıyorlar.
Dikkatlerini, Dışişleri bakanımızın, başbakanımızın, cumhurbaşkanımızın İslam ülkelerine yaptığı ziyaretlere verenler İslam Ülkeleri Birliği kurulacak yorumunu yapıyorlar.
Dikkatlerini, Dışişleri bakanımızın, başbakanımızın, cumhurbaşkanımızın Asya ülkelerine yaptığı ziyaretlere verenler Asya Ülkeleri Birliği kurulacak yorumunu yapıyorlar.
Dikkatlerini Avrupa Birliği kriterlerine uyum çalışmalarına verenler Avrupa Birliğine üye olacağımız yorumunu yapıyorlar.

Gelişmelere daha geniş açıdan bakmayı başaranlar ise TÜRK MİLLETİNİN, DÜNYA barış ve hoşgörü İMPARATORLUĞUNU kurmaya çalıştığını BİLİYORLAR.

Not : Konu hakkında detaylı bilgiyi http://www.turkceolimpiyatlari.org/index.php?konu=sayfa&id=38 linkinde bulabilirsiniz.

Devamı (inşallah) yarın...

 28 
 : Nisan 28, 2010, 03:30:34 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Türkiye'de bunlar oluyor.

Forumdaşım TugraÖzyıldız  27 Nisan 2010 tarihinde açtığı Türkiye'ye Neler Oluyor? başlıklı konuda TV ve gazetelerde yer alan bazı olumsuz haberlere yer vermiş.
Dikkatlerini, TV ve gazetelerin, Türk halkının MORALİNİ BOZMAK amacıyla ön plana çıkardığı OLUMSUZ haberlere verenler, bu haberlerin yapılmasının ASIL SEBEBİNİ görememektedirler.

-Türkiye'de bunlar oluyor.- başlığı altında vereceğim bilgilerle, Türk halkının MORALİNİ BOZMAK isteyenlerin oyununu bir parça bozmak istiyorum.
Öncelikle herkesin bildiği şu hususu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Gece karanlığının en yoğun olduğu zaman sabah aydınlığının hemen öncesidir.

GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) Bitiş Tarihi : 2013

TÜRKiYE-BULGARiSTAN-ROMANYA-MACARiSTAN DOĞAL GAZ BORU HATTI (NABUCCO) PROJESi Türkiye bölümü bitiş tarihi :  2013

Marmaray projesi Ticari işletmeye başlanılması : 2012

Eskişehir - İstanbul Yüksek hızlı tren Projesi Marmaray projesiyle bağlantısı yapılmakta

Ankara-İzmir Yüksek hızlı tren Projesi Bitiş Tarihi:2015

Halkalı-Bulgaristan Yüksek hızlı tren Projesi Bitiş Tarihi:2013

Sivas-Erzincan-Erzurum-Kars Hattı Yüksek hızlı tren Projesi Bitiş Tarihi:2014

Ankara-Sivas Demiryolu Bitiş Tarihi:2011

ANKARA - KONYA HIZLI TREN PROJESİ Bitiş Tarihi:2014'den önce


GAP projesi Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak olmak üzere 9 ilimizi kapsamaktadır.
GAP projesi tamamlandığında bölgede meydana gelecek ekonomik ve  sosyal gelişmeler TERÖRÜ BİTİRECEKTİR.

NABUCCO projesi tamamlandığında neler olacağı hakkında fikir edinmek isteyenlere şöyle bir öneride bulunmak istiyorum:
Şu andaki yıllık ısınma giderinizi ABD doları cinsinden hesaplayarak bir yere not alın.
Doğalgaz ile ısınmaya başladığınızda aradaki farkı net olarak görebilirsiniz.
Aynı işlemin bir fabrika için yapıldığını düşünürsek, üretimde MALİYETLERİN NE KADAR DÜŞEBİLECEĞİNİN hesabını size bırakıyorum.

Bolu tüneli açılmadan önce Ankara - İstanbul arası 8 saat sürüyordu.
Marmara Projesiyle birlikte Ankara - İstanbul Yüksek hızlı tren devreye girdiğinde Ankara - İstanbul arası 3 saat olacak.
Ve Ankara - İstanbul arasında gidip gelmek için harcanan benzin minumuma inecektir. Çünkü yüksek hızlı trenler benzin yakmıyor
Tasarruf edilecek petrol miktarı hakkında tahmini olan var mı?

Projeler hakkında bilgiler vermeye devam edeceğim. Projeler hakkında detaylı bilgi edinmek istyenler
http://www.gap.gov.tr/Turkish/Genel/sdurum.pdf (GAP projesinin Eylül 2008 deki durumu hakkında bir rapor)

http://www.dsi.gov.tr/hizmet/tarim.htm

http://www.marmaray.com.tr/mr/marmaray-anasayfa

http://www.botas.gov.tr/index.asp

http://hizlitren.tcdd.gov.tr

Linklerini ziyaret edebilirler.

 29 
 : Nisan 26, 2010, 04:24:46 ÖÖ 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: admin
Kişiler arasında yaşanan elektriklenmenin kaynağı nedir?

İki yıl kadar önce Destinalila öğretmenimiz kadın ile bilgisayar arasındaki ortak özellikleri içeren bir mesaj yayınlamıştı.
Mesajda yer alan -ikisi de elektrik almak ister.- ifadesine istinaden
-Destinalila Öğretmenimin Şahsında Bayanlara Zor Bir Soru- başlığıyla bir konu açarak üyelere şu soruyu yöneltmiştim.
Bilgisayarımın ihtiyaç duyduğu elektriği elektrik kurumundan alabiliyorum.
Bayanlar için gereken elektriği nereden alabilirim?

Soruma istinaden bir çok mesaj yazılmıştı. Destinalila Öğretmenimin yazdığı şu cümle yazılanları özetler nitelikteydi :

Gülümseyen iki bakışı birbirinden nasıl ayırdığımı bende bilmiyorum.

Kişiler zaman zaman yaşadıkları elektriklenme olayının nereden kaynaklandığını bilmedikleri için bu kaynağı VERİMLİ OLARAK kullanamamaktadır.
Televizyonlarda yayınlanan izdivac programlarında -elektrik alamadım- cümlesinin sık sık kullanılması bu kavramın insanların çoğunluğu için bir muamma olduğu
inancımın kuvvetlenmesine sebep oldu.

Tanımlama her ne kadar karşı cinsler için kullanılsa da, öğretmen - öğrenci / ebeveyn - çocuk / arkadaşlar arasında da elektrik akımının olması önem taşımaktadır.

Bir kaç hatıramı anlatarak konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamaya çalışacağım.

1) 90'lı yılların başında bir bilgisayar kursunda bilgisayar labaratuvar görevlisi olarak çalışıyordum.
Yeni açılacak bir grup için öğretmen ihtiyacı ortaya çıktı. Kurs müdürü öğretmenleri toplayarak, yeni öğretmen için tanıdığı olan olup olmadığını sordu.
O dönemde bilgisayar öğretmenliği diye bir branş olmadığı için üniversitelerde bilgisayar dersi alan öğrenciler kurslarda öğretmenlik yapıyordu.
Öğretmen arkadaşlardan biri, Hacettepe fizik son sınıfta okuyan nişanlısının öğretmenlik yapabileceğini söyledi.
Kurs müdürü görüşme için çağırmasını istedi. Aradan bir kaç gün geçti. Labaratuvarda öğrencinin birine yardımcı olurken arkadan billur gibi bir ses duydum.
- Turgut bey siz misiniz?
Bu tür durumlarda genellikle hiç istifimi bozmadan, bir dakika işimi bitirip bakacağım şeklinde bir cevap verirdim.
Fakat sesin güzelliği karşısında dönüp sesin sahibine bakma ihtiyacı hissettim.
Gördüğüm güzelliği nasıl tarif etmem gerektiğini bilemiyorum, bu nedenle affınıza sığınarak bir kaç tanımlama yazacağım.
- Sarışın bomba
- Ayın ondördü gibi
vs.
Eskilerin deyimiyle 1000 mumluk ampül gibi parlayan bir yüze sahip olan bayanın billur sesi kullaklarımda tekrar yankılandı:
- Ben yeni bilgisayar öğretmeniyim, yeni başlayacak grup hangi sınıfta?
Yeni öğretmeni yeni başlayan grubun bulunduğu sınıfa götürüp, sınıfa nasıl takdim ettiğimi hatırlayamıyorum.
Sonraki günlerde öğrencilerle yaptığım sohbetlerin, esprilerin temel konusu yeni gelen öğretmendi. Bu durum sadece bana mahsusta değildi.
Tüm öğretmen ve öğrenciler yeni öğretmenin güzelliğini, şıklığını, zerafetini, kültürünü konuşuyordu.
Bir hafta kadar sonra, yeni öğretmen labaratuvara gelerek:
- Turgut bey bir şey sorabilir miyim? dedi.
Dünya güzeli üniversiteli bir bayan, lise mezunu sıradan bir labaratuvar görevlisine soru soruyor.
Labaratuvar görevlisinin ayaklarının yerden kesilmemesi mümkün mü?
Nerden bilebilirdim sorunun sorulmasıyla birlikte elektriklerin kesileceğini...
Bilgisiyarın B sini bilen biri, yeni öğretmenin sorduğu soruyu sormaz. Her halde ben yanlış anladım diye düşünerek soruyu tekrarlattım.
Hayır yanlış anlaşılma yok... Soru ile ilgili izahatı yaptım, fakat anlamadı. Başka bir örnek üzerinden giderek anlattım. Anladığını söylese de anlamadığı belliydi.
Sonraki günlerde de, benzer durumlar yaşanmaya devam etti.
Güzelliğine, şıklığına, zerafetine, kültürüne hayran olduğum insan bilgisayar söz konusun olduğunda tam bir aptal sarışın oluveriyordu.
Dershaneye ilk geldiği gün ile şimdi soru sormasın diye kaçmaya çalıştığım insan aynı kişi miydi?
Ne olmuştu da, ilk gün beni çarpan elektrik bir anda kesilmişti?

2) Bir tatil günü yolum Kurtuluş parkına düşmüştü. Parkta eski öğrencilerimden bir bayana rastladım.
Ayak üstü konuşmamız, laf lafı açması neticesinde yarım saati buldu. Bir ara arkamda bir tıslama sesi işittim.
Gayri ihtiyari arkama dönüp baktığımda karşılaştığım manzara şuydu :
Belim yüksekliğinde sim siyah bir yaratık, yarım metre uzunluğundaki dili dışarı çıkmış vaziyette, salyalarını akıtarak nefes alıp veriyor.
Boynundaki tasmaya bağlı zincir, kendisinden iki karış daha uzun, minyon tipli genç bir bayanın elinde.
Vücudum bir anda 100 voltluk elektrik verilmiş gibi sarsılmaya başladı.
Bayan öğrencimin büyük bir hasretle yaratığa sarılmasını fırsat bilip, bir anda hatırladığım randevuma geç kalmamak için izin isteyip koşar adımlarla oradan uzaklaştım.
50 adım uzaklaşmıştım ki, elektrikler bir anda kesildi ve vücudumun zangır zangır titremesi durdu.
Şu elektriği vereni, ve keseni bir bulsam....

3) 80'lı yılların sonu. Ankara'nın Siteler semtinde bir elektrik atölyesinde çalışıyorum.
Gündüzleri elektrik kesintisi olduğu için gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Bir akşam saat 23 sıralarında iş yerinden çıktım.
Sokakta aydınlatma lambaları yok, ay ışığıda olmadığı için etraf zifiri karanlık. Tabir caiz ise el yordamı ile yürüyorum.
Geçeceğim yolda  kanalizasyon çalışması nedeniyle derin bir çukur var. Çukurun etrafı tepeleme toprak dolu.
Karanlıkta, toprak tepenin üstünden geçerken çukura düşme riskini göze alamayıp, yolumu biraz uzatarak her zaman gittiğim yoldan gitmekten vaz geçiyorum.
Binalara yakın olarak yoluma devam ediyorum. Bir anda ayağım bir boşluğa geliyor. Aynı anda kalp bölgesinde bir şok hissediyorum.
Adımımı geri almakta geç kalıyorum ve boşluğa düşmeye başlıyorum. 2 saniyelik düşme esnasında kalp bölgesindeki elektrik şoku zirveye ulaşıyor.
Zemine çarpmamla birlikte elektrik şoku azalarak tüm vücuduma yayılıyor.  Düştüğüm yerde çevreyi görmem mümkün değil, bağırsam sesimi duyacak kimse yok.
Düştüğüm yerden bir çıkış olup olmadığını anlamak bile mümkün değil.
El yordamı ile yaptığım araştırma neticesinde düştüğüm yerden çıkmayı başarmamla birlikte vücudumu sarsan elektrik bir anda kesiliyor.

4) Bilgisayar dershanesinde görev yaptığım dönemde, kursa gelen öğrencilerle aramızda fazla yaş farkı olmadığı için anlaşmamız kolay oluyordu.
Ders aralarında, öncesinde, sonrasında öğretmenler odasına gitmek alışkanlığım yoktu. Koridorda, kantinde öğrencilerle sohbet etmeyi tercih ederdim.
Yetiştirilme tarzımız nedeniyle ağırbaşlı bir kişilğim olduğu için, zaman zaman öğrencilere nasihat türü konuşmalar yapabiliyordum.
Bu tür konuşmalarım özellikle bayan öğrenciler tarafından beğeniyle karşılanıyor ve etkili oluyordu.
Bir gün, bayan öğrencilerden birine bir konuda nasihat verme ihtiyacı ortaya çıktı.
Yapmayı düşündüğüm konuşmanın, yanlış anlaşılması durumunda, öğrencinin gözünde bir öğretmen değil, kendisine ilgi duyan bekar bir erkek konumuna düşecektim.
Nasihatın etkili olması için başka çare bulamadığım için yanlış anlaşılma riskini göze alıp, öğrenciyle konuşmaya karar verdim.
Konuşma için, kantinde bir masaya oturduğumuz anda 100 voltuk elektrik işkencesi başladı.
Aynı öğrenci ile defalarca konuşmuştum. Hiç bir zaman elektrik işkencesi söz konusu olmamıştı.
Şimdi ne oluyordu da, elektrik işkencesi başlıyordu.
Elektrik işkencesi altında başlayan konuşma, bir komediye dönüştü ve konuşma amacına ulaşmadı.
Öğrenciyi masada bırakıp, kantinden çıktığımda elektrik işkencesi sona ermişti.

Benzer durumları sizlerinde yaşadığınızı tahmin ediyorum.
Zaman zaman oluşan bu elektriklenmenin kaynağını bulabilirsek ve KONTROL ALTINA ALARAK YÖNLENDİREBİLİRSEK büyük faydalar elde edebileceğimize inanıyorum.

 30 
 : Nisan 24, 2010, 12:50:51 ÖS 
Başlatan admin - Son mesaj Gönderen: brka
sizin bütün programlarınızı pcme indirdim ve zevkle kullanıyorum acaba bu senenin 9. sınıf konularıyla ilgili bir kaç program yapabilirmisiniz?
maillimde de sizle görüşmek isterim.. web hakkında üyelik bilgilerimden mailimi bulabilirsiniz.

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!

Sınava Hazırlık


Sitemiz hakkında bilgi almak için buraya bakabilirsiniz.


MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.005 saniyede 12 sorguyla oluşturuldu